Nükleik Asitler Nedir Vikipedi



NÜKLEİK ASİTLERİN GENEL ÖZELLİKLERİ Canlılar tarafından sentezlenen en büyük ve en önemli moleküllerdir. İçeriğinde karbon (C), oksijen (O), hidrojen (H), azot (N) ve fosfor (P) bulunur.

Hem prokaryot hemde ökaryot hücrelerin tümünde bulunur. Canlıların genetik bilgisini oluştururlar. Jenerasyonlar (nesiller) arasındaki kimyasal bağlantıyı sağlarlar. Hücrelerde proteinden oluşmuş enzimlerin sentezini kontrol ederek Metabolizma gibi temel olayları düzenlerler.

NÜKLEİK ASİTLERİN YAPISI

Nükleik asitlerin monomerleri (yapı birimleri) NÜKLEOTİTLERDİR. Bu birimlerden oluşmuş polinükleotit zincirleridirler.

Nükleotitler, Fosforikasit (H3PO4), beş karbonlu bir şeker (Pentoz) türü ve azotlu organik baz molekülünün dehidrasyon senteziyle birleşmesinden oluşur. Nükleotitleryapısında bulunan pentoz türüne göre adlandırılır. Riboz taşıyorsa; Deoksiriboz taşıyorsa,Ribonükleotit DeoksiribonükleotitRNA, ribonükleotit DNA, deoksiribonükleotitbirimlerden oluşur. zincirlerinden oluşur. Nükleotitlerin yapısında yer alan azotlu organik bazlar halka şeklinde karbonlu bileşiklerdir. Kimyasal yapısına göre iki gruba ayrılırlar.

PİRİMİDİN BAZLARI;Sitozin (S; C), Timin (T), Urasil (U)

PÜRİN BAZLARI; Adenin (A) ve Guanin (G) Pürün halkası Pirimidin halkasıAdenin, Guanin, Sitozin hem DNA’da hem de RNA’da bulunur. Timin yalnız DNA’da, Urasil ise yalnız RNA’da bulunur. Nükleotit yapısında bulunan fosfat (PO4) hem RNA’da hemde DNA’da vardır. Nükleotitler dehidrasyon senteziyle oluşurken, Pentozun birinci karbonuna azotlu organik baz beşinci karbonuna da fosfat grubu bağlanır.

Nükleotitler yapısındaki bazlara göre adlandırılırlar.Nükleotitler, alt alta dizilerek fosfodiester bağlarıyla (fosfat-şeker) birbirine bağlanıp nükleotit zincirlerini oluştururlar.

Nükleotitler arasındaki fosfodiester bağları dehidrasyon senteziyle oluşturulur. Su çıkışı olur. Üstteki nükleotitin üçüncü karbonu, alttaki nükleotitin beşinci karbonuna bağlı fosfatla dehidrasyon senteziyle 3-5 fosfodiester bağı oluşturur.

DNA ve RNA ipliklerini oluşturan nükleotitlerin sayısı dizilişi ve nükleotit çeşitleri farklıdır. Bu diziliş farklılığı her canlıda farklı özelliklerin taşınmasına neden olan genetik bilgiyi oluşturur.

DNA MOLEKÜL MODELİ DNA’nın Watson Crick modeline göre bazların birbirleriyle kurduğu bağlar.DNA çift sarmallı (iplikli) bir molekül olup kendini eşleyebilme yeteneğindedir. İki sarmalın karşılıklı bağlanması organik bazlar düzeyinde olur.

Daima bir PÜRİN bazı bir PİRİMİDİN bazına zayıf hidrojen bağlarıyla bağlanır. Bunun nedeni eşleme sırasında sarmalların kolay açılmasıdır. Pürin Bazı Zayıf H bağı Pirimidin bazı Adenin 2H Timin Guanin 3H SitozinWATSONCRİCK MODELİN ÖZETİ1 Molekül çift sarmal şeklinde birbiri üzerine bükülmüştür.2 Her sarmal nükleotitlerden oluşmuş bir diziliştir.

3 Nükleotitlerin sarmallarda diziliş sırası bir tür şifredir.4 Nükleotitler, sarmalları oluştururken fosfodiester bağları oluştururlar.5 Sarmalları birbirine zayıf H bağları bağlar.DNA’nın bu modeli ona şu özellikleri kazandırır :

1 Yönetme gücüne sahiptir. (Genetik şifreyle proteinleri sentezleyerek yapar.)

2 Kendini doğrulukla eşleme yeteneğindedir. Böylece genetik bilgiyi sonraki nesillere aktarır.

3 Kalıtsal değişiklik yaratabilmelidir. (Mutasyon)

DNA’NIN KENDİNİ EŞLEMESİ DNA’nın yarı korunumlu eşlemesi (Replikasyon) DNA sarmalı bir ucundan açılmaya başlar. Açılan zincirlerin karşısına ortamdaki uygun nükleotitler H bağlarıyla bağlanırlar. Eski nükleotitlere bağlanan uygun nükleotitler alt alta fosfat bağları kurarak yeni iplikleri oluştururlar.

Eş zincirlerin (yeni iplik) oluşması DNA’nın tamamı eşleninceye kadar aynı biçimde devam eder. Sonuçta aynı genetik şifreyi taşıyan iki DNA oluşur.Yeni nükleotitlerin bağlanmasında, eski nükleotitlrin koparılmasında enzimler katalizör olurlar.

DNA’nın yarı korunumlu eşleme yaptığını; fosfat, azot, deoksiriboz ya da bazların izotoplarını kullanarak deneyip kanıtlayabiliriz. Ağır nitratlı (15NO3) ortamda bakteriler bir kez bölününce I. yavru döl % 100 melez (yeni oluşan hücrelerde DNA sarmallarının biri eski biri yenidir.)Ağır nitratlı ortamda melez DNA’lı hücrelerin bölünmesiyle oluşan 4 hücreden ikisinde hiç eski (ana) DNA sarmalı yoktur.

İkisinde ise biri yeni diğeri eski (ana) sarmal vardır. Sonuç : İkinci bölünme sonunda oluşan hücreler santürfüjlenirse % 50 ağır ve % 50 melez DNA katmanı oluşur.

RNA’NIN YAPISI VE ÖZELLİKLERİR : ibonükleotit birimlerden oluşurlar. Şeker olarak RİBOZ bulundurur. Organik bazları A, G, S ve U’dir. Tek ipliklidirler. Bazı virüsler dışında yönetici yenekleri yoktur. Yönetim etkinliğinde DNA’ya yardımcı olurlar. Tek ipliklidirler. DNA üzerinde sentezlenirler.

3 yapraklı yonca şeklinde yapı gösterirler.

ÇEŞİTLERİ

1. tRNA (Taşıyıcı RNA) : En küçük RNA molekülüdür. (70-80 nükleotitli). Görevi hücre içindeki aminoasitleri tanımak ve bunları ribozomlara taşımaktır. tRNA’da aminoasitin bağlandığı kısımla, mRNA kodonuna uygun antikodon kısmı vardır. Hücrede en az aminoasit çeşiti kadar (20 çeşit), tRNA çeşiti vardır. tRNA’lar suda çözünebilir. Enzimler gibi spesifik (özgül) maddelerdir.

2. mRNA (Mesajcı RNA) : Çekirdekte sentezlenir. DNA’dan aldığı protein planını (genetik bilgi) belli şifreler (kodon) halinde sitoplazmadaki ribozomlara getirir. Bu bilgi hücrenin sentezleyeceği protein molekülünün çeşitini belirler.DNA her protein çeşiti için farklı bölümlerinden (lokus) mRNA sentezletir. DNA’dan mRNA sentezine TRANSKRİPSİYON (yazılma) denir.

rRNA : Ribozomlarda proteinlerle birleşmiş yapı taşları olarak bulunur. Ribozomlar iki alt birimden oluşur. İki alt birimde RNA ve protein kapsar. Protein sentezinde aktif görevleri yoktur.

Sizlerde Konu Hakkında Yorum Yapın