Geceleri Nedir Vikipedi



geceleri be.

-1. Gece saatlerinde, geceleyin: Buraları gündüzleri ne kadar sıcaksa, geceleri de o kadar soğuk oluyor.

-2. Her gece: Geceleri genellikle neyle uğraşırsın?

-Gece görüş sistemleri, ilk kez 1960′ta gece görüş dürbününün yapılmasıyla dikkati çekti. Bu sistemler etkin ve edilgen olmak üzere ikiye ayrılır. Etkin sistemlerde hedef laser ya da kızılaltı ışınlarıyla aydınlatılır; hedeften yansıyan laser optik aygıtlarla algılanırken, çıplak gözle görünmeyen kızılaltı ışınları için bunları görüntüye dönüştüren özel dürbünler kullanılır. Bu aygıtlarla elde edilen görüş alanı 350 m’ye ulaşabilir. Bu sistemlerin en önemli sakıncası, laser olsun, kızılaltı olsun, yayınlanan ışınları düşmanın da algılayabllmesidir.

Edilgen sistemler 1960′tan sonra ele alındı ve 70′lerden sonra yaygınlaştı. Bu sistemler İki farklı ilkeye göre çalışır: ışığı ya da görüntüyü yoğunlaştırma; hedefin yaydığı ısıyı algılama. Birinci ilkeye dayanan aygıtlar hedeften yansıyan ışığı 100 000 kat güçlendirerek hedefin görülmesini sağlar, ikinci tür aygıtlar ise hedefin yaydığı ısıyı algılayıp görüntüye dönüştürür. Edilgen sistemlerin görüş alanı etkin olanlara göre çok büyüktür ve 800 m’ye ulaşabilir; ayrıca herhangi bir ışın yayınlamaması nedeniyle düşman tarafından saptanmaları çok güçtür.

-Ed. Divan edebiyatında dün, şeb, leyi, şam gibi sözcüklerle adlandırılan gece sevgiliyi tanımlayan bir benzetme öğesi oldu: "Yüzü nevruz idi saçı şeb-i kadr" (Yüzü, aydınlığı dolayısıyla nevruz günü gibiydi; saçı kara renginden ötürü kadir gecesini andırıyordu) , Âşık geceleyin sevgiliyle bir arada olur (vuslat); ayrılığın acısını (hicr) geceleri çeker: "Uyumam hicrin ile her gece ta vakt-i seher" (Senden ayrı kaldığım için geceleri sabaha dek uyumuyorum) , Rintler geceleri bir araya gelir (bezm). Gecelerin en uzununda (şeb-i yelda) ayrılık acısı en ağır biçimde çekilir; öte yandan eğlence ve zevk de doyasıya yaşanır: "Sakiya bu gecedir çün şeb-i yelda gecesi / işret ü ayş ü tarab zevk ü temaşa gecesi" (Ey saki bu gece en uzun gecedir; işret, ayş, eğlence, zevk, seyir gecesidir) . Gece İle gündüzün karşıtlığını tasavvuf görüşüyle yorumlayan yapıtlar (Münazara-i şeb ü ruz, Fasih Ahmet Dede) yazıldı. Ramazanlarda gecenin iftardan sahura dek uzanan bölümünde eğlence yaşamının ayrıntıları türlü yapıtlarda (Ramazan geceleri, Çaylak Tevflk; Eski istanbul ramazanları, H. F. Ozansoy) canlandırılırken Tanzimat’tan başlayarak Batı toplumundaki gece yaşamı ("Şanzelize", A. H. Tarhan), bu modele göre gelişen yerli yaşam (Ah Beyoğlu vah Beyoğlu,

S. Birsel) türlü yapıtlara yansıdı. Divan şiirinde T****’nın birliğine karşılık çokluğun, küfrün simgesi olan gece modern edebiyatta baskı yönetiminin ("Sabah olursa", Tevfik Fikret), gericiliğin (Yeşil gece, R. N. Güntekin) simgesi olarak canlandırıldı. Servet-i fünun yazarları ve onları izleyenler sevgiliden ayrılığın, özlemin, hüznün bir çerçevesi olarak geceden çok sık söz ettiler ("Yakazat-ı leyliye", Cenap Şahabettin; "Leyali girizan", H. S. Ûzsever). Sembolizmin ("Şi’r-i kamer", Ahmet Haşim) zengin çağrışımlı, renkli bir dünya canlandırmada kullandığı temayı çağdaş şairler (F. H. Dağlarca) bilinçaltını yansıtırken, insanın evrendeki yerini araştırırken ele aldılar. Gerçeğin fantastik algılanışı boyunca temayı işleyenler (Geceyi tanıdım; Eski gece parçaları, Nazlı Eray) görüldü.

-Esk. eğit. İkinci meşrutiyetin ilanından hemen sonra istanbul’da başta ittihat ve Terakki fırkası olmak üzere okullar ve gönüllü kuruluşlar okuma-yazma, din bilgisi, hesap, muhasebe, tarih, coğrafya, fen bilgisi, fransızca vb. konularda bilgileri halktan isteyenlere geceleri düzenlenen derslerle verdiler. Bu faaliyete, dönemin aydın kadrosu ile eğitimciler katıldılar.

-Folk. Anadolu’nun gelenekselliğini koruyan bazı yörelerinde, bugün de yaşayan inanışlara göre, gece tekin değildir ve bazı işlerin gece yapılması uğursuzluk getirir. Örneğin, gece tırnak kesenin ömrü kısa olur; aynaya bakan çıldırır ya da gurbete gider; kama, çakı vb. kesici bir aleti kınından çıkaran yaralanır; karanlık çöktükten sonra dışarı ateş ya da tuz verenin yuvası dağılır; dışarıya özellikle de ağaç altına kirli su dökenin başına (burada yaşayan cinleri rahatsız ettiğinden) mutlaka bir felaket gelir.

-Gökbil. Gündüz gibi, gecenin uzunluğu da yerkürenin değişik noktalarında farklar gösterir. Gündüzle gecenin art arda oluşunu Yer’in dönüşü belirler; sürelerinin değişkenliği ise dönü ekseninin eğikliğinden kaynaklanır. Bu koşullarda, Yer’in Güneş çevresindeki konumuna göre, çeşitli coğrafi noktalar almaşık olarak, eşit olmayan aydınlık ve karanlık yollardan geçer. (-mevsimler.)

Işığın atmosferdeki yayınımı göz ardı edilirse ve gecenin Güneş’in ufkun altına girdiği an başladığı varsayılırsa, kutuplarda gece ve gündüz 6′şar ay sürer. Kutup daireleri üzerinde, yaz gündönümünde gündüz 24 saat, kış gündönümünde ise gece 24 saattir. Ekvatorda, yıl boyunca gece ile gündüz eşittir. Kutup daireleri ile ekvator arasında, gece-gündüz farkı sürekli değişir. Ama, ışığın atmosferde yayı-narak kutup ışığı ve tan olayına (her ikisi de mevsimlere ve gözlem yerine göre değişir) yol açması yüzünden gece, kuramsal süresinden daima daha kısadır.

-Huk. Gece vaktinin hukuk açısından özellikleri vardır. Ceza muh. us. k.’nun 96. maddesine göre gece vakti evlerde, işyerlerinde ve öteki kapalı yerlerde arama yapılamaz. (Ancak suçüstü durumunda ve gecikmesinde sakınca olan durumlarda bu kurala uyulmaz.) Ceza hukuku açısından gece vakti, güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar sürer (Türk Cez. k. md. 502). iş hukuku bakımından gece vakti saat yirmide başlayan ve en çok on bir saat süren dönemdir, işçilerin gece çalışmaları yedi buçuk saati geçemez. Gece ve gündüz nöbetleşe çalışılan yerlerde bir hafta gece çalışanların öbür hafta gündüz çalıştırılmaları gerekir. Sanayi alanındaki işyerlerinde on’sekiz yaşını doldurmamış erkek çocuklarla her yaştaki kadınların çalıştırılmaları yasaktır, icra hukuku açısından gece vakti güneşin batmasından bir saat sonra başlar ve güneşin doğmasından bir saat öncesine kadar sürer. Bu süre içinde icra takip işlemleri yapılamaz. Ancak, sinema tiyatro gibi gece çalışılan yerlerde gece vakti toplanan paraların haczi yapılabilir. Haciz işlemine gündüz başlanmışsa gece vakti de sürdürülebilir (ic. if. k. md. 51).

-ikonogr. Gece, genellikle örtülü bir kadın olarak betimlenmiştir: Ambrosiana ki-taplığı’ndaki ilyada minyatürlerinde (Milano, IV. yy.), Yeşu’nun fermanı’rtöa (Vatikan) ya da Paris’teki yunan mezamir kitabında (B. N ), Thorvaldsen’in bir kabartmasında (Kopenhag), Rubens (Blois kentinden ayrılan Marie de Médicis, Louvre), Al-bani (verospi sarayı, Roma), Le Brun (Sceaux’da Aurore pavyonu), R Corneli-us (Münih), Hodler (Bern), vb. gibi sanatçıların yapıtlarında gece bu görünüm altındadır. Gece, yanında uyuyan iki çocuk, Uyku ve Ölüm (F. Zuccâri’nin Caprarola’ da bulunan freski, Annibale Carracci ve A. Carstens’in desenleri) bulunan bir kadın olarak da canlandırıldı. Michelange-lo, Mediciier’in mezarlarında (Floransa) geceyi, başındaki taçta bir hilal ve yıldız taşıyan, yanında maske, gecekuşu ve (kuşkusuz haşhaş çiçeklerinden) bir çelenk bulunan uykuya dalmış bir çıplak olarak canlandırdı, il Guercino da, villa Ludovisi (Roma) için hazırladığı dekorasyonda (1621) gece temasını işledi.

-Oftalmol. Gece körlüğü bir hastalık değil bir hastalık belirtisidir. Gözün saydam yapılarının bazı hastalıklarında, retina iltihaplarında ve retina dekolmanında görülür. Karanlıktan sonra yoğun bir ışığa çıkıldığı zaman da oluşabilir. Doğuştan ya da edinsel olabilir Edinsel olduğu zaman genel bir hastalıktan da doğabilir (mikroplu sarılık, şeker hastalığı, A vitaminsizliği).

-Res. Aşka tutulmuş kalp’in (Viyana) min-yatürcüsünün ardından birçok ressam gece sahnelerine merak sarmıştır: Altdorfer (Kutsal gece , Viyana), J. Gossart (Isa Zeytin dağinda, Nativitas), Corregio (Kutsal gece, Dresden), Elsheimer (Mısır’a kaçış, Münih), Cambiaso, Caravaggio ve ondan esinlenen karanlıkçılar: G. de laTour, Trophime Bigot (Arles 1579 -ay. y 1650′den sonra)," Gecelerin Gerard’ı" adıyla tanınan Van Hont-horst, vb. Rembrandt daha çok gece ışık -gölge karşıtlıklarına ya da yarı-karanlıklara yöneldi (Aziz Petrus’un inkârı, Amsterdam). Sayısız gece peyzajcıları arasında özellikle ay ışığı ustası A. Van der Neer, J. vernet ve öğrencisi Pierre Jacqu-es Volaire (lav püskürten vezüv görüntüleri), Turner ve Pissarro’nun (italyan bulvarı, Londra) adından söz etmek gerekir.

Bu arada S. Ricci (Gece görünümü, venedik) ve Füssli’nin (Kâbus, çeşitli versiyonlar) fantazmalaııyla Friedrich ve Carus gibi alman romantiklerin yapıtları da anıl-malıdır. "Gece" adı Whistier (Thames’ten görünümler) ve Rouault’nun ("Hıristiyan geceleri") bazı yapıtları için kullanıldı. Jongkind, Van Gogh (Yıldızlı geceler), Munch, Magritte (Işıklar imparatorluğu, çeşitli versiyonlar) ve Delvaux da gece manzaraları ya da sahneleri yapan ressamlar arasında sayılabilir.

Sizlerde Konu Hakkında Yorum Yapın