Han Nedir Vikipedi



 

HAN a.(fars. hân). 1. Eskiden, yol üzerinde ya da kasabalarda yolcuların konaklamaları için yapılmış büyük yapı. (Bk. ansikl. böl. Mim.) —2. Odaları ya da daireleri serbest meslek sahiplerince dükkân, büro ya da atölye olarak kullanılan büyük yapı. —3. Han gibi, gereğinden fazla büyük ve kullanışsız yer için kullanılır; Odalar küçük, salonsa han gibi. || Han sahibi, malı mülkü, varlığı çok olan kimse. —Tar. Malta tarikatında, adanın çeşitli noktalarında bulunan manastır ya da saraylara verilen ad. (Tarikatın her yönetim bölgesinin, yiyecek ve yatacak gereksinimini sağlayacak hanları vardı.) [Bk. ansikl. böl. Tar.]

—ANSİKL. Mim. Han sözcüğü türk mimarlığında daha çok kent içinde yer alan geçici konaklama ya da ticaret yapıları için kullanılır olmuş, Anadolu’da kervan yolları üzerinde yapılan büyük hanlar ise kervansaray" olarak adlandırılmıştır. Genellikle kâgir ya da ahşap olan hanlar bir avluyu çevreleyen revaklar ardındaki odalardan oluşan en az iki katlı yapılardır. Kimi hanlarda ahır, mescit vb. hizmet birimleri vardır. Anadolu Selçuklu döneminde de hanlar bulunduğu bilinirse de, bu dönemden pek çok kervansarayın günümüze ulaşmasına karşılık hanlardan örnek yoktur. İlk hanlar Batı Anadolu’da, özellikle Osmanlılar’da görülür. Bu yapılar kent ve ticaret yaşamının gelişimiyle değişik işlevler üstlenmiş, mimarilerinde kale görünümünden uzaklaşılmış, yalınlık önem kazanmıştır. Yalnızca konaklama yeri olmaktan çıkan hanlar, ticaret ve pazar merkezleri olarak iş yaşamının gerektirdiği mekânlara dönüşmüştür. Osmanlılar’ın Bur-sa’yı almalarından sonra gelişen han mimarisi izmir ve istanbul hanlarıyla XIX. yy. sonlarına değin sürmüştür.

Osmanlı hanlarının ilk örnekleri Bursa ve çevresinde görülmektedir. Orhan Gazi’nin yaptırdığı Bey hanı (Emir hanı) bir avlu çevresinde dizili önü revaklı odalardan oluşan iki katlı planıyla, yüzyıllar boyunca kentlerde uygulanan hanların öncü örneğidir. Bezir hanı (XIV. yy. ilk yarısı), Kapan hanı (XIV. yy. ikinci yarısı), Geyve han (XV. yy. ilk yarısı), Yoğurt hanı (XV.yy. ikinci yarısı), İpek han (XV. yy. ilk yarısı), Hacıivazpaşa hanı (XV. yy. ilk yarısı), Katırcı hanı (XV. yy. ilk yarısı) ilk kent hanlarıdır

Fatih Sultan Mehmet döneminden başlayarak istanbul’da yaptırılan hanlar, bu yapı türünün önemli örnekleridir. Fatih dönemi hanlarında ikinci bir avlunun ortaya çıkışı, düzgün dörtgen plandan uzaklaşılma-sı, bodruma yerleştirilen ahırlar ve avluda mescit bulunması yeniliklerdir (Kürkçü han), istanbul dışında, Anadolu’daki önemli örneklerden biri Diyarbakır’daki Deliller ya da Hüsrevpaşa hanı’dır (1527). Klasik dönem kent içi hanları arasında istanbul’daki Büyükçorapçı hanı, Kurşunlu hanı, Leblebici hanı belirtilebilir. XVII. yy.’da istanbul1 da ticaretin gelişmesi ve kent nüfusunun hızla artmasıyla, hanlar da yaygınlaşmıştır. Bunlarda kat sayısı ikiye-üçe yükselmiş, işlevselliğe bağlı olarak avlu sayısı artmıştır. Kimi hanlar yalnızca ticaret etkinliklerine göre düzenlenirken, kimileri de ahır-sız, deposuz konuk evleri biçimindedir. Bu kent içi hanlarının tüccarlar tarafından kullanılanlarına "hacegân hanı", kırsal kesimden kentlere çalışmaya gelen gençlerin kaldıklarına da "bekâr odaları" deniyordu. istanbul Çakmakçılar’daki Büyük-valide hanı iki katlı, üç avlulu planıyla bu yapı türünün gelişimini yansıtan önemli bir örnektir, istanbul’daki Şeker hanı, Vezir hanı, Kızıl han, Merzifon’daki Taş han dönemin belirtilmesi gereken yapılarıdır. XVIII. ve XIX. yy. hanlarına ilişkin örnekler, dönemin en önemli limanı olan izmir’de bulunuyordu. Günümüze ulaşmayan bu hanlar, geleneksel planda, çoğunlukla iki katlı, revaklarla çevrili avlulu yapılardı. Bir bölümünde odaların pencere ve kapıları orta avluya, kimilerindeyse hem sokak, hem de avlu yönündeki odalar ortadaki koridora açılıyordu. Mirkelam hanı, Kızla-rağası hanı, Çakaloğlu hanı, Servili han, Girit hanı, Fazboğlu hanı vb. bu dönemin yapılarıydı.

—Tar. Han, Ortaçağ’da, Santiago de Com-postela’da, Cassino dağında, Aynaroz tepesinde, daha sonra da kutsal yerlere yolculukta birer konaklama yeri olarak ortaya çıktı. Batı dünyası uygarlaştıkça, han sivil bir konaklama yeri biçimini aldı; burada, yolcu yiyecek ve yatak gereksinimini karşılar ve genellikle odasını diğer yolcularla paylaşırdı. Hancılık serbest bir meslekti; bir tüzüğün düzenlediği taverna-cılık, lokantacılık benzeri mesleklerden bu bakımdan ayrılırdı. Han, turistik özelliğini XIX. yy.’da kazandı.

Sizlerde Konu Hakkında Yorum Yapın